Bir günebakan çiçeği olmak isterdim;hakikat zapt etsin bütün yönlerimi.Akşam üzerleri gün batımına terk edeyim kendimi.Geceler küçük bir çocuk gibi uyutsun beni dizlerine yatırarak.Ay ışığı dans etsin odamın duvarlarına vuran gölgelerle.Her sabah güneşi ben uyandırayım tan yerine çıkıp.Erkenden dükkanını açan tacirin duası olayım,bir yeni yetmenin hevesi, korkuyla havalanan kuşun kanadından düşen tüy,adalet için Mesihi bekleyen imam, yol kenarında akan sebil…Bir şey olaydım bir şey;tutsun beni ellerimden ve öylece gideyim ötelere.

Sana sevdadan hiç bahsetmedim.

Çünkü sevda,onu anlatan bütün sözlerden başka bir şeydir.Yüreğini viran eden fırtınalardan bil onu.Sebepsiz dalıp gitmelerinden.Bir gülle konuşursan eğer,kuşlara selam edersen gelip geçerken,sert esen bir rüzgar bile umurunda değilse,ıslandığını bilememişsen yağan yağmurlarda…İşte O sevdadır.Sakın korkma!Ömür dediğin bir nehir gibidir.Asla aynı zamanı ikinci kez yaşayamazsın.Öldüğünde ardınca kalacak olan şeylere bel bağlama,olmadığın her yerde yokluğun hissedilsin.Bir muhabbet tekkesi bulundur yüreğinde, herkes girsin.Öfkelenme, kötü söz söyleme,kimsenin elindekine bakma,verileni al eline geçeni dağıt.Unutma,senin olan tek şey yüreğinde taşıdığındır.Bir dua gibi yaşa hayatını,isminle yad edilecek bir hatıran olsun.

Yalnızlığımı sana emanet ediyorum kardeşim;bilirim dokundurmazsın kimseye.Bir de hüznümü;bir yer saklamışsındır mutlaka kalbinin en mutena derinliklerinde.Ben artık gidiyorum sevgili kardeşim.bu bir veda mektubudur aslında.Bir sen hissedeceksin yokluğumu;lütfen kabul et,bu son armağanım olsun sana…



NESE KUTLUTAS



Günler ,günler sonunda yaşamın sonu...Ya hu akıp gidiyor zaman.Bense zamana yetişemiyorum.Zamanı durdurabilmek vardı şimdi.İnsanlar değil zaman dursun.Filmlerde genelde zaman durunca herkes donar eminim birçoğunun zamanı durdurmaktan anladığı budur.Bu yüzden aç parantez yaptım.

Durdurmak dedik hep iki gün önce katılım formunu aldığım zamana karşı topluluğuna da üye oluyorum.:)Savaş açtım heyyy!:) İşte böyle... Dostlar beni böyle olmadık şeylere kışkırtan bölümüme ne zaman alışacağımı bilmiyorum.Gece gündüz kavramı kalmadı çizimler, maketler.Ve cuma kabusum olma yolunda ilerleyen bir gün.

Her perşembe yapı elemanları dersinin ödevlerini yetiştirme uğraşıyla cuma sabahını buluyor.Cuma sabahı 8.30 dersi ve akşam 5'e kadar bitmeyen çizimler.İsyanım var diyorum lütfen bitsin:)Ama bitecek bir şekilde inşallah.Bu arada dün verdiğimiz çatı iskeleti maketinden alabileceğimiz en yüksek puanı aldık fotoğrafını çekip koyabilirim.Herşey zor da zorun karşısında

gösterdiğin direnç ve sonuç senin tablon oluyor.Karşısına geçip baktığında bu benim diyor ve daha kötüleri için silahlarını çoğaltabiliyorsun.Belki de en güzeli böyle :)Bülent ortaçgilin değirmenler geldi aklıma...Ve sen ben değirmenlere karşı ...

İnsan;hayatının neresine yerleşip düşüneceğini bilmeyen bi varlık. Ama düşünmesi gereken çok şeyi var.Evren ona yardım etmek için çılgınca etrafta dansediyor.Onu izle...

Kampüsten bi resim.Bu ayak çekme alışkanlığıda yeni başladı bende.Ama renkler güzeldi tutamadım kendimi..Onlarında görüntülenmeye hakları hem:) Bütün bedeni taşıyan onlar ,dünyayı ayakta tutan akslar:D

Kışın kasvetli havası kendi belli etmeye başladı. Öğle vakti olmasına rağmen sanki akşamüstü ,yaz mevsiminin akşamüstünün yerini bile tutamaz sanırım. Evin içi olabildiğince soğuk. Ben ve arkadaşımın tek yaptığı odamıza tıkılıp kalmak...Bir daha ki sayıma kadar koğuşta bekle:) Evet kendimi hapis gibi hissediyorum bazen. Hatırlıyorum bu evi tutacağımızda neler gördüğümü.
İyi bir ev nasıl olur?Giriş kat olmasın soğuk olur ,kız çocuğu bunlar ,olmaz tehlikeli olur. Hepsi bu evi görünce ,torbaya atıldı ,bitti gitti. Şirin bir ev, kutu gibi... Bulunduğumuz mahallenin dikine giden yapıları arasında inatla yataya giden, kubbeli pencereleriyle, toz pembe ve uçuk sarısıyla masumluk ve huzur duygularını emen ve olduğu gibi bize yansıtan bu mekandı içimize derinlemesine sinen.içeri girdiğimizde de aynı hisler...Hoş üstüne bir beş ev daha gezdik ama artık aklımızdaki yer burayken kim değiştirebilirdi.Arkadaşım ben ve evimiz artık burdayız.Karanlık bile şirinliğini örtemiyor aslında. Amma abarttım değil mi altı üstü ev işte.DEĞİL! Altı üstü ev değil inanın bana. Yuva ,kabuğunuz belki de .Gün bütün haşinliği yada ihtişamyla üzerinizden geçtiğinde arayıp durduğunuz tek yer burası. Eviniz. Odanız. Yatağınız...Yurt odasında geçirdiğim o günleri hatırlayınca şükredilesi bir yer şüphesiz. . .