Aşk ,tutku ikiside duygu...Aşık olamam derdim olamamda...Nasıl anlarım peki?...Gözlerinde huzuru bulmak ,hiç birşey konuşmazken sadece sessizliğini dinlemek...Kalbinin onun yokluğunu düşündüğündeki acısını hissetmek...Varlık ve yokluk...Varlığının önemini yokluğunu düşünerek anlıyorum...En derinlerden gelen duygularım acılarımı korkuya bulayıp getiriyor.Izdırap çekmiyorum aksine bu acının anlamını biliyorum.Ve onun şahitlerinide ...Gözyaşı;duyguların ancak bu kadar somut belirtisi.Gözlerden yanaklara akan bir yığın şahit seli.Kalbim nasıl bir huzurdur hissettiğin?Zihni özgür bırakmak mı?Bulanıklığın ardından aydılanan ışık mı?
   Neden?...Heveslerimin esiri oldum.Esiri oldum da aynı zamanda vicdanımın,tutsaklığından kurtulamadım.
Korkuyorum...Kötü yazılanlar deftere bigün dillenirde kalbimdekileri gelir benden alır diye...
     Ey sahibim!, sözlerimin bir anlamı yok...Olamadı çünkü kemikleşmeyen bir özdü içim...Kırıldım,tozlandım...Beni benimle bırakma,beni onsuz bırakma...
                                                                                ZBY(içimdekilere)galiba seviyorum...çok...

Zaman nakittir derler. Hayat zamanla anlam bulur ve ilerler. Yaşam insanın seçimleri üzerine kurulu olaylar ve durumlar dizisidir. Seçimler...işte o noktaya gelindiğinde insan durur ve düşünür. Seçimlerin en vurgun acıtan zaman temsili geçmiştir. Arkalarda kalıp, bir daha asla dönüp görebileceğin manzaralar değildir. Defalarca önünden akıp gider sahneler, bozuk bir plak yada yinelemesi açık ses oynatıcı cihazlar gibi. Flaş patlar gibi patlar gözüne gözüne. Olasılıkları hesaplamaya başlar eğer sağ değil de soldan gitseydim ne olurdu dersin. Göreceğin ne olurdu bilemem ama hangi yolu seçersen seç gün hep üzerinde olur. Güneş aynı güneş yıldızlar aynı yıldız...Gökyüzü neyi seçersen seç seni seyreder.
Değişen arka plan değildir sen ve yanında getirdiklerin olur artık. Ama ne yazıktır yanına aldıklarını bile değiştiremeyecek kadar acizsindir. Artık aynanın yansıttığı başka bir yüzdür çünkü.
Fakat nerden bilebilir ki insan çaresiz ve bilgisiz yenik düşmüşlüğünün hevesinde yanlışı gördüğünü. Kim diyecek ona hayır o değil bu diye. Kumar gibi midir peki o zaman rastgele oynayıp sonucuna katlanılacak. Önemli olan katılmaktı mı diyecek yoksa biri....
Keşke ...keşke bu kadar basit olsaydı da kaseti beğenmeyince değiştiriverseydik şarkıyı ,tarzımızı.
Ey hayat! söyle hangi bitmiş beden döndü eskiye. Hayattan ses; 'Vay aklını kullanmayanların haline dememiş miydi yaratıcı...Sen seni tanımamışsın ki sahip olduklarını... Her şey bitmiş şimdi mi söylüyorsun yakınıyorsun bana. Aç gözlerini bak önünde olan uçuruma.'

'Uyan ey gözlerim gafletten uyan !Uyan uykusu çok gözlerim uyan !'

         Hayaller gerçekleşse ne olur?Yolunda yitirilenler gelir bir gün dağ olur...Mutluluk herzaman hedefe ulaşmaksa eğer mutsuzluk ulaşamadıklarının anlamı olur...Belki birbirini dengelerde iyi yaşanmış bir hayat olur...
                                                                                 (zby)uykusuz bir geceden içimdekilere

      Muazzam bir rüzgardı bugün yüzümü okşayan,tanımı yapılmış anlamlı bir yerdi ayaklarımın altında olan...dur yolcu!diyordu bilmeden bastığın toprak bir devrin battığı yerdir...diyarbakır burdur sivas ankara ali oğlu ahmet hüseyin oğlu ibrahim yaş 19 yaş 20 yaş 24 oku oku bitmiyordu...tek bir anıtın simgesi 6500 şehitti.toplasan ne binleri geçerdi!
     Türk değil yanlızca iran ırak kosova bosna... heryerdendiler...öyleyse bu neyin savaşıydı?onları şehit yapan şey neydi?

     Çok söz söylerim çok yorum yapabilirim duruşumun hakkında...Herkesle herşeyle muhabbetimi çizerek anlatabilirim.Evet istersem hayatımı söyleyebilirim şarkı olarak.Ama ters giden birşey yada birşeyler var içimde bir yerlerde.Aydınlığın gözüken yerlerinde mutlu gözükmeyen yerlerinde mutsuz kalabilirim.Işığın ne olduğu meçhul heryeri aydınlık yapabilir miyim?Yatağımın üzerinde oturuyorum önümde gelişi güzel çapraz duran eğreti masam bilgisayarım...Yukardan nasıl göründüğümüzü tahmin etmek zor değil.Gömlek üzerimde tek kolunu hala çıkarmamışım.Yatağın kenarında utanır çekinir oturuşum yada sanki hiç biryere tutunmak istemez gibiyim.Sıkıldığımı düşünüyorum.Ama hepsinden öte kendimle başbaşa olmak yükündeyim.Ben kimim?Buraya ait miyim?
   Evin içi boş ışıklar yanıyor...Koyuluklar çözülmüyor açılmıyor.Pencerem açık olsa nefes almam kolaylaşır mı korkum ağır basıp can korkusu mu bürür içimi?Hiç kimseler bilmezken varlığımı bir sada duyuyorum beni çağırıyor.Aslında hep çağırıyor...Neden duymam her zaman bilmiyorum duyuyor da sağır mı takılıyor kulaklarım.Sanırım şuanda hissediyorum bu gün durmalıyım....
                                                                         İçimdekilere...

Sakinliğin gölgesinde bir adam huzurlu mutlu bakışlarıyla insanın içini serinletiyor.Benim de bir bobby im olsun diyorum beni mutlu etsin...Dont worry Be happy !desin.
Manhattan doğumlu sanatçının hayatı da kendi gibi güzel...Bobby Mcferrin con Gil Goldstein,Richard Bona y Omar Hakim üçlüsünün konser görüntülerini izlemelisiniz 750 mb lık bir ziyafet  indirirseniz eğer:)

Göründüğü üzere kış bahçelerinin espisiri saydam elemanlarla çevrelenmesi ve ışıktan maksimum düzeyde faydalanılması.

       Dün eklediğim şiirden sonra sizle paylaşmak istediğim birçok yazımı ertelediğimi düşündüm.Aslında bugünde yeterince ertelenilesi birgün yarın proje vizem var kesit ve görünüş çizimlerim de masada beni bekliyor.Ama gönül pranga dinlemiyor...
       Proje konum rezidanslar.Yani günümüz avrupasının çokta yabancı olmadığı bir kelime.Türkiyede ise şimdilerde yeni yeni patlama yapmış bi kavram ancak hala gideceği yere oturmamış durumda.Henüz rezidans
nedir?Toplu konuttan farkı nedir?Eminim bunun ayrımını yapamıyoruz bi çoğumuz.Bende bölümüm sayesinde öğrendim.Madem bi giriş yaptım kısaca açıklayayım ozaman; rezidanslar lüks konutlardır.Lüks anlayışı kesimden kesimede değişir haklısınız.Şöyle ki;güvenlik, her türlü sosyal ihtiyaç(alışveriş ,spor,çeşitli sosyal hizmetler,vs. vs.),aynı zamanda çeşitli iç fonksiyon çözümleriyle farklı insan gruplarına hitap eden ,bunun yanında yemek içmek gibi ihtiyaçlarında toplu bir yerden karşılanabileceği,misafirin misafirhanede yine rezidans hizmetleriyle ağırlanabileceği,evden çıkarken anahtarı bırakıp döndüğünüzde yatağınızın dahi toplanıp evinizin ihtiyaçlarının karşılanmış bi şekilde olması durumudur.Daha fazlası var mıdır bilmiyorum :) Ancak bunları duyduğumda maddi gücü yerinde olan insanlar için otel konforunda bi hayat olacağını düşündüm.Belki çok çok ilerde bu lüks vasıflar standart haline gelir ve yeni bir konut anlayışı olur.Asıl konuya dönersek:)

      Projeyi yaparken kış bahçesi diye bi kavram çıktı karşıma.Artık ısı yalıtım sistemleriylede insanlar apartman katlarında da gelişi güzel olmayan gerçekten adamlar yapmış diyeceğiniz kış bahçelerine sahip olabiliyor.Mekanı yaşanabilir hale getirmek artık insanların çözüm arayan soruları olmuş.Ne mutlu ki artık dar, boğucu mekanlar tercih edilmiyor.Dolayısıyla işin ehli birine yaptırılıyor artık yapı projeleri...Söylemesi bile güzel kış bahçeleri hakkında daha çok bilgi sahibi olana kadar şimdilik örnekleri paylaşmakla yetincem ancak araştırmanızı öneririm...

ZİNDANDAN MEHMED'E MEKTUP
Zindan iki hece. Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

Bir âlem ki, gökler boru içinde
Akıl, almazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;

Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
Müdür bey dert dinler, bugün "maruzât"!
Çatık kaş... Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?

Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!

İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.
Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan
Karıştır çayını zaman erisin;

Köpük köpük, duman duman erisin!
Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyada nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?
Ses demir, su demir ve ekmek demir...

İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük daracık;
Dünyaya kapalı, Allah'a açık
Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...

Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!


Necip Fazıl Kısakürek

     Bir kaç gün önceydi.İnternet yine bana seyri alem sunmuştu ki; güzel bir siteyle muhattab oldum.Mübalağ etmiyorum 1 günümü çalmayı başardı 7 albüm indirdim ,indirmediğim dinlediğim albümlerde cabası.

  İran, uzak doğu ,afrika bir çok kültüre ait müzik var.Ben, gecte olsa kesfettiğim birini dinliyorum şimdi.Habib Koite Batı Afrikalı sanatçı.Mükemmel şarkıları arasında en çok N'Teri , Massane cisse,Forobana hoşuma gidiyor.Dinlemenizi tavsiye ederim...

Duyuyor musun açın soluğunu?
Lokman boğazına düğümleniyor mu?
Hadi böl ekmeğini kurtul sebeplikten...
Bu bebek ne kadar da küçük ,
Tek bakışta sayabiliyor musun kemiklerini?
Senin gıdığın gibi şiş karnını görebiliyor musun?
Çıplak kadın bebeğini emziriyor..
Boş memesiyle çatlak dudaklarını seyrediyor musun?
Bir şeyler mırıldanıyor ne dersin?

Kara bulutlarda bir şimşek çaktı,çatlayan yer tohuma kucak açtı.


Çöplükte gül yetişmeye başladı,yağmurlar dindi bir güneş doğuyor...


     not,Tolstoyun diriliş kitabını söylemeden geçmek
mümkün olmadı...

Çoğu zaman düşündüğüm şey bir işin sonudur.Herşeyin sonunu düşünmekse zor ama sürekli yaptığım şeydir.Binlerce olasılık ve olabilecek muhtemel gelecekler.Hepsinin içinden birini seçmek.
    -Kuantum fiziğine göre gözlemle madde yer değiştirdiğinde ve bir mesafe ve zaman kavramından söz edilemediğinden yani her şey bir olasılık olarak görüldüğünden sıralama miktarı , seçim miktarında fazla olduğu zaman  aradaki oran bir alan oluşturur . Bu alan üç boyuttan bu yüzden fazla olmaz . Diğer boyutlar zaman kavramı olarak tek boyuta , beynimiz tarafından  indirgenir . Beynimiz algoritmayı milyonlarca işlemciye dağıtır . Bilgi üç boyutlu seçim uzayı olarak çöker. Fizik yasası bunu böyle yapar. Böylece dizilişin bir sayma (zaman) , seçimin bir kıyas ( Mekan ) olduğunu söyleyebiliriz.-Seçeneklerimiz zaman yaşadıklarımızsa artık mekan demektir.Bütün sonları düşünmek elbette mümkün değildir.Ancak yaşanılacak olayları düşündüğünde bu daha da zorlaşıyor.Olaylar tek bir insan tarafından gerçekleşmiyor çünkü birden fazla insan yani dünya karışıyor.Olası tepkileri hesaplamak bütün bunların arkasından tepkilere nasıl karşılık vereceğini düşünmek o anki duygular ve senin kişiliğinin dışında çevresel faktörlerle değişebilecek ruh halin ve yine farklı etkilerin.Okunduğunda karmaşa gibi gelen bu konu aslında beynimdede karmaşa içinde saniyeler etrafında gerçekleşiyor.Ve hepsi yolunu buluyor.Orda durum daha farklı anlıyacağınız.Sadece bazen düşünüyorum.İç dış kavramların eşit olma durumunu...


Apocalyptica'dan Metallicanın müziklerini dinlemek ayrı bir keyif...Çizim yaparken çektiğim buhranları azaltıyor:)



Halil İbrahim Sofrası
İnsanoğlu haddin bilir kem söz söylemez iken
Elalemin namusuna yan gözle bakmaz iken
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Daha çatal bıçak kaşık icat edilmemişken
İsmail'e inen koç kurban edilmemişken
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası
Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Ağzı açık gözü toklar buyursunlar baş köşeye
Kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye
Nefsine hakim olursan kurulursun tahtına
Çalakaşık saldırırsan ne çıkarsa bahtına
Halat gibi bileğiyle yayla gibi yüreğiyle
Çoluk çocuk geçindirip haram nedir bilmeyenler
Buyurun sizde buyurun
Buyurun dostlar buyurun
Barış der her bir yanın altın gümüş taş olsa
Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok


"İlgilenirseniz böylede bir kitap varmış..."


        İnsanlık yaşam boyu birşeyler bulmaya çalışmış eskiye yeni katmış,çabalamış çabalamış...Bulmuş bulmasınada buldukları ona hayatı daha kolay yapmış ve artık yokluklarında hayatı boş saymış.
Bahsi geçen buluntular basit şeyler.Belki bıçak belki kalem...Varlıklarına çok alışmışız.2 günlük seyahatlerimizde bavulumuz hınca hınç dolu bu yüzden:)Biz bayanların çantasıysa fermuarı açtığında yüzüne fırlayacak hissinde bir doluluk...Hepsinden önemlisi cep telefonu artık şarj aleti yoksa oda hepten boş...İiiiişte böyle kardeşlerim hayatımızı şekillendiren küçük şeyler...
  Not:"Büyük şeyler mi seni gösteren yoksa büyük şeylerin arasını dolduran küçük şeyler mi?.
                                                                                                                      Z.B.Y.

 Bu yıl da herkes umduğunu bulur iyi ve güzel şeylere imza atıp inşallah kendi tarihine geçecek mutlu huzurlu güçlü günler yaşar...

2009 için söylecek çok şey var aslında ama geçmiş geçmiştir düşünmemek lazım:)

      Not.Geç oldu biliyorum.Zaman hızlı yetişemiyorum kardeşim!;/


Bir haftadır yoğun olarak uğraştığım bir köyüm var travianda.Galyalılardan oluşturduğum bu köy sanki ilkel zamana ve sistemin basit olduğu zamana özlemimden gündeme geliyor tam 9 gündür de beni bırakmıyor.:)75 nüfuslu köyümde 5 askerim var...Bazen Alice in wonderland daki gibi köyüme girip ,hiç çıkmak istemiyorum.Çitler, ormanlar:)Hayırlısı bakalım ayakta kalabilecek miyiz?Katpatuka köyü olarak devletimize sesleniyrus:)