Ey sahibim!, sözlerimin bir anlamı yok...Olamadı çünkü kemikleşmeyen bir özdü içim...Kırıldım,tozlandım...Beni benimle bırakma,beni onsuz bırakma...
Ey sahibim!, sözlerimin bir anlamı yok...Olamadı çünkü kemikleşmeyen bir özdü içim...Kırıldım,tozlandım...Beni benimle bırakma,beni onsuz bırakma...
Hayaller gerçekleşse ne olur?Yolunda yitirilenler gelir bir gün dağ olur...Mutluluk herzaman hedefe ulaşmaksa eğer mutsuzluk ulaşamadıklarının anlamı olur...Belki birbirini dengelerde iyi yaşanmış bir hayat olur...
(zby)uykusuz bir geceden içimdekilere
Muazzam bir rüzgardı bugün yüzümü okşayan,tanımı yapılmış anlamlı bir yerdi ayaklarımın altında olan...dur yolcu!diyordu bilmeden bastığın toprak bir devrin battığı yerdir...diyarbakır burdur sivas ankara ali oğlu ahmet hüseyin oğlu ibrahim yaş 19 yaş 20 yaş 24 oku oku bitmiyordu...tek bir anıtın simgesi 6500 şehitti.toplasan ne binleri geçerdi!
Çok söz söylerim çok yorum yapabilirim duruşumun hakkında...Herkesle herşeyle muhabbetimi çizerek anlatabilirim.Evet istersem hayatımı söyleyebilirim şarkı olarak.Ama ters giden birşey yada birşeyler var içimde bir yerlerde.Aydınlığın gözüken yerlerinde mutlu gözükmeyen yerlerinde mutsuz kalabilirim.Işığın ne olduğu meçhul heryeri aydınlık yapabilir miyim?Yatağımın üzerinde oturuyorum önümde gelişi güzel çapraz duran eğreti masam bilgisayarım...Yukardan nasıl göründüğümüzü tahmin etmek zor değil.Gömlek üzerimde tek kolunu hala çıkarmamışım.Yatağın kenarında utanır çekinir oturuşum yada sanki hiç biryere tutunmak istemez gibiyim.Sıkıldığımı düşünüyorum.Ama hepsinden öte kendimle başbaşa olmak yükündeyim.Ben kimim?Buraya ait miyim?
Dün eklediğim şiirden sonra sizle paylaşmak istediğim birçok yazımı ertelediğimi düşündüm.Aslında bugünde yeterince ertelenilesi birgün yarın proje vizem var kesit ve görünüş çizimlerim de masada beni bekliyor.Ama gönül pranga dinlemiyor...
Proje konum rezidanslar.Yani günümüz avrupasının çokta yabancı olmadığı bir kelime.Türkiyede ise şimdilerde yeni yeni patlama yapmış bi kavram ancak hala gideceği yere oturmamış durumda.Henüz rezidans
nedir?Toplu konuttan farkı nedir?Eminim bunun ayrımını yapamıyoruz bi çoğumuz.Bende bölümüm sayesinde öğrendim.Madem bi giriş yaptım kısaca açıklayayım ozaman; rezidanslar lüks konutlardır.Lüks anlayışı kesimden kesimede değişir haklısınız.Şöyle ki;güvenlik, her türlü sosyal ihtiyaç(alışveriş ,spor,çeşitli sosyal hizmetler,vs. vs.),aynı zamanda çeşitli iç fonksiyon çözümleriyle farklı insan gruplarına hitap eden ,bunun yanında yemek içmek gibi ihtiyaçlarında toplu bir yerden karşılanabileceği,misafirin misafirhanede yine rezidans hizmetleriyle ağırlanabileceği,evden çıkarken anahtarı bırakıp döndüğünüzde yatağınızın dahi toplanıp evinizin ihtiyaçlarının karşılanmış bi şekilde olması durumudur.Daha fazlası var mıdır bilmiyorum :) Ancak bunları duyduğumda maddi gücü yerinde olan insanlar için otel konforunda bi hayat olacağını düşündüm.Belki çok çok ilerde bu lüks vasıflar standart haline gelir ve yeni bir konut anlayışı olur.Asıl konuya dönersek:)
Bir kaç gün önceydi.İnternet yine bana seyri alem sunmuştu ki; güzel bir siteyle muhattab oldum.Mübalağ etmiyorum 1 günümü çalmayı başardı 7 albüm indirdim ,indirmediğim dinlediğim albümlerde cabası.
Çoğu zaman düşündüğüm şey bir işin sonudur.Herşeyin sonunu düşünmekse zor ama sürekli yaptığım şeydir.Binlerce olasılık ve olabilecek muhtemel gelecekler.Hepsinin içinden birini seçmek.
-Kuantum fiziğine göre gözlemle madde yer değiştirdiğinde ve bir mesafe ve zaman kavramından söz edilemediğinden yani her şey bir olasılık olarak görüldüğünden sıralama miktarı , seçim miktarında fazla olduğu zaman aradaki oran bir alan oluşturur . Bu alan üç boyuttan bu yüzden fazla olmaz . Diğer boyutlar zaman kavramı olarak tek boyuta , beynimiz tarafından indirgenir . Beynimiz algoritmayı milyonlarca işlemciye dağıtır . Bilgi üç boyutlu seçim uzayı olarak çöker. Fizik yasası bunu böyle yapar. Böylece dizilişin bir sayma (zaman) , seçimin bir kıyas ( Mekan ) olduğunu söyleyebiliriz.-Seçeneklerimiz zaman yaşadıklarımızsa artık mekan demektir.Bütün sonları düşünmek elbette mümkün değildir.Ancak yaşanılacak olayları düşündüğünde bu daha da zorlaşıyor.Olaylar tek bir insan tarafından gerçekleşmiyor çünkü birden fazla insan yani dünya karışıyor.Olası tepkileri hesaplamak bütün bunların arkasından tepkilere nasıl karşılık vereceğini düşünmek o anki duygular ve senin kişiliğinin dışında çevresel faktörlerle değişebilecek ruh halin ve yine farklı etkilerin.Okunduğunda karmaşa gibi gelen bu konu aslında beynimdede karmaşa içinde saniyeler etrafında gerçekleşiyor.Ve hepsi yolunu buluyor.Orda durum daha farklı anlıyacağınız.Sadece bazen düşünüyorum.İç dış kavramların eşit olma durumunu...
İnsanlık yaşam boyu birşeyler bulmaya çalışmış eskiye yeni katmış,çabalamış çabalamış...Bulmuş bulmasınada buldukları ona hayatı daha kolay yapmış ve artık yokluklarında hayatı boş saymış.
Bu yıl da herkes umduğunu bulur iyi ve güzel şeylere imza atıp inşallah kendi tarihine geçecek mutlu huzurlu güçlü günler yaşar...
2009 için söylecek çok şey var aslında ama geçmiş geçmiştir düşünmemek lazım:)
Not.Geç oldu biliyorum.Zaman hızlı yetişemiyorum kardeşim!;/
Bir haftadır yoğun olarak uğraştığım bir köyüm var travianda.Galyalılardan oluşturduğum bu köy sanki ilkel zamana ve sistemin basit olduğu zamana özlemimden gündeme geliyor tam 9 gündür de beni bırakmıyor.:)75 nüfuslu köyümde 5 askerim var...Bazen Alice in wonderland daki gibi köyüme girip ,hiç çıkmak istemiyorum.Çitler, ormanlar:)Hayırlısı bakalım ayakta kalabilecek miyiz?Katpatuka köyü olarak devletimize sesleniyrus:)