Zaman nakittir derler. Hayat zamanla anlam bulur ve ilerler. Yaşam insanın seçimleri üzerine kurulu olaylar ve durumlar dizisidir. Seçimler...işte o noktaya gelindiğinde insan durur ve düşünür. Seçimlerin en vurgun acıtan zaman temsili geçmiştir. Arkalarda kalıp, bir daha asla dönüp görebileceğin manzaralar değildir. Defalarca önünden akıp gider sahneler, bozuk bir plak yada yinelemesi açık ses oynatıcı cihazlar gibi. Flaş patlar gibi patlar gözüne gözüne. Olasılıkları hesaplamaya başlar eğer sağ değil de soldan gitseydim ne olurdu dersin. Göreceğin ne olurdu bilemem ama hangi yolu seçersen seç gün hep üzerinde olur. Güneş aynı güneş yıldızlar aynı yıldız...Gökyüzü neyi seçersen seç seni seyreder.
Değişen arka plan değildir sen ve yanında getirdiklerin olur artık. Ama ne yazıktır yanına aldıklarını bile değiştiremeyecek kadar acizsindir. Artık aynanın yansıttığı başka bir yüzdür çünkü.
Fakat nerden bilebilir ki insan çaresiz ve bilgisiz yenik düşmüşlüğünün hevesinde yanlışı gördüğünü. Kim diyecek ona hayır o değil bu diye. Kumar gibi midir peki o zaman rastgele oynayıp sonucuna katlanılacak. Önemli olan katılmaktı mı diyecek yoksa biri....
Keşke ...keşke bu kadar basit olsaydı da kaseti beğenmeyince değiştiriverseydik şarkıyı ,tarzımızı.
Ey hayat! söyle hangi bitmiş beden döndü eskiye. Hayattan ses; 'Vay aklını kullanmayanların haline dememiş miydi yaratıcı...Sen seni tanımamışsın ki sahip olduklarını... Her şey bitmiş şimdi mi söylüyorsun yakınıyorsun bana. Aç gözlerini bak önünde olan uçuruma.'

'Uyan ey gözlerim gafletten uyan !Uyan uykusu çok gözlerim uyan !'