Müslümanlık,peygamberlerin en sonuncusu Hz.Muhammed’e indirilen Kur’an-ı Kerim’in izsürülmesi.Öncesinde bir çok peygamber olmak üzere günümüze aktarılanı ile Hz.Musa Hz.Davut, Hz.İsa başta gelir.Hepsi islamda hak din habercisidir.Kitapları aynı mesajı iletir.Her dönemde peygamber gönderilmesinin sebebi Allah’ın takdirine kalmakla birlikte insanlığa öğretilen mesajda yapılan değişikliklerdendir.
Eğer bugün tevrat aynı hali ile kalmış olsa ardından gelen peygamberler yalnızca tevratı daha çok anlatmak ve bozulan insanlığı kendine getirmek amacı ile gönderilirlerdi. Değişim aşikar çünkü aynı kaynaktan gelen dört kitabı bir araya koysak bir çok benzerlik ve yine bir çok fark buluruz.
Bütün bunların yanında Kur’an içinde, onu korumaya söz vermiş yaratanın, bu konuyla ilgili ayetleri var .Günümüzde müslümanlık dininin geldiği boyuta bakarsak buda ispatlayıcı nitelikte doğrusu.Ne kadar nefse ağır gelen kurallar içersede getirdiği hayat düzeni ve manevi rahatlıkla da islam dini dünyaya epey yayılmış durumda.Peki ya yeri ?Müslümanlara bakış?Bu konuda hepimiz kendimize düşen yorum boşluklarını yine kendimizce doldurabiliriz.Ben payımı bakın nasıl değerlendirdim.
11 Eylül saldırıları ve Amerikanın Afganistanla başlayan kanlı özgürlük politikası tekrar tekrar yazılan bir ton senaryoyu hepimiz biliyoruz.Hollywood (büyülü değnek anlamına gelir)sayesinde 11 Eylülden önce Müslümanları az çok tanımıştı dünya.Amerikanın kutsal topraklara olan giriş biletinin bandrolü hükmündeler belkide.
Bir Hidalgo filmi vardır mesela,İslam dininin doğduğu topraklar ve o coğrafyada yaşayan insanlar bir diğer deyişle Arapların ,hep aynı eşgalleri vardır.Gözlerinin önü mordur ,adeta keş gibi.Dişler dişten başka her şeye benzer.Görmemişlik simgesi olarakta o korkunç dişlerin arasında birde altın kaplama olanı görürsünüz.Eller tırnaklar pislik içindedir.Ve kadın düşkünü olurlar.Emirlerinde sayısı yadsınamayacak cariye ve köle olur.Çizgi filmlerde dahi çizilen budur.Ve onların bize anlatmak istediği şekliyle cahil,yobaz,görgüsüz bir topluluk oluşur zihnimizde.Biz bile Arapları çok pis olarak biliriz.Sanki onlar bir zamanların avrupasında sokaklarına pencerelerinden dökülen çok afedersiniz lağım atıkları arasında yaşayan,akıntısız suda, aynı kapta ağız burun temizleyen Avrupalıdan daha kötülermiş gibi.Pislikten üreyen mikroplar tarihte nerelerden çıkmış bakın.Nüfuslarını yarıya indiren hastalıklar.Onlar medeniyeti doğudan gördüler.Ne kadar çabuk ta medenileştiler değil mi?Tüm insanlık onları örnek alıp hayranlık duyuyor.İmrenilmeyecek gibi değil doğrusu(!)
Fakat temizliğin imandan geldiği bilinen İslam çok ince detayları ile işlenmiş olmasına rağmen ,batılının yediği kaba tükürmesi misali, kötü pis olarak tanıtılıyor.Üzerine terörist sıfatı sosu da süper gitti doğrusu.
Oysa İslam aileye ,çevreye ve kendine olan sorumlulukları kişiden önce ona hatırlatacak kadar güzellikte bir din.İmajımızı düzeltmenin yolu nedir bilmem ama şahsımız adına yapmamız gerekenler var biliyorum.
Sözümüzün meclisten dışarı olduğu durumlar var olayların farkında olup bakarak değil de görerek yaşayanlar ,adaletin nasıl yanındalar.Öyle ki hayatlarının tamamen farklılaşacağı bir yola girme kararını rahatça alıp sorumluluğunu üstleniyorlar.Filistinli ailenin evini korumak için İsrail tanklarının önüne geçerek canilerin dikkatini çekmek isteyen ,feci şekilde ezilerek can veren, Amerikalı genç kız gibi…
Irkçılığın olmadığı,geçmişi değil bundan sonrayı sorgulayan bir dine hayran olmamak mümkün mü?Bu konuda objektif olamıyorum üzgünüm.
Daha düne kadar dünya görüşü ile ve insana duyduğu saygı ile budizmi islama yakın görürdüm.Ayrıntıyı göstermeden yine Hollywood bana gizemli meditasyonlarıyla muazzam manzaralarda dünyadan soyutlanan sadece rahatlık ve huzur temsili bir din görüntüsü çizmişti çünkü.Yakınlarımdan boşlukta olup Budizmi kendine yol bilecek insanlarda oldu.İşe yaradığının göstergesidir.
Kadını aşağılayan,öldürmenin basit olduğu sadece ölüyü değil diriyi de rahatça yakan bir din olduğunu nerden bilebilirdim ki?
Evet mevzuyu Mynmara ,Arakanlı müslümanlara getirme çabasındayım.Kendi topraklarında dinleri yüzünden göçebe yaşayan insanlara.Bir benzeri Filistinde var.Bir benzeri çok değil biraz vakit önce Bosna hersek te vardı.Bu gün Suriye de aynı durumda.Ramazan ayını zorluklarla geçiren kardeslerimiz dün kadir gecesinde ve yine birçok şehit verdi.Vazgeçmiyorlar buna rağmen yollarından, nasıl bir iman gücüdür bu?
Canlı canlı yakılanlar,elleri ayakları bağlanarak toplu olarak denize atılıp boğulanlar,gözleri önünde karısı kızına tecavüz edilen,hayvana yapılmayacak eziyet gören insanlar.
Kuş sesi kadar normal gelen bomba sesleri arasında çocuklarını uyutmaya çalışan anne.Bu gün evden çıkıp bir daha kapıdan hiç giremeyecek olan baba.Ve yalnız kalan, hatta yalnız kalamadan ölen çocuklar…
Birleşmiş milletler çaktırmıyor ama bu görüntüler yıllardır var.Dünya barış kurumu öyle güzel çalışıyor ki geçtiğimiz günlerde bir üyesi göz yumamadığı katliamlardan ötürü istifa etmiş.
Arakanda yirmi beş yıldır bu eziyetle yaşamaktaydı.Bugün şükür ki dikkat çekilmeye başlandı Türkiye tarafından.İçleri dolmuş bir şekilde karşıladılar bizi.Ağlamak bu yoğun duyguları aktaracak tek yoldu belki Davutoğluna ve Türkiyeye.
İşin aslı şöyle ki Bosna, Çeçenistan, Kosova, Arakan, Filistin, Afganistan, Irak, Suriye, Azerbaycan ve daha sayamadığım insanlık dramı çerçevelerin altında tek bir etiket var; oda Müslüman olmak.Bu yüzden objektif olamıyorum.Ne çekerlerse çeksinler inançlarından vazgeçmeyen yalnızca Allah’a sığınan din kardeşlerim orada canları için savaş verirken ben oturduğum yerden doğruyu hakkı savunamayacaksam yaşamamın anlamı ne?Bunun din savaşı olduğuna inanıyorum.Onlar olmasaydı savaşın içinde olan biz olurduk.Yanlarında olmamız gerekmez mi? Çanakkaleyi bize döndüren aynı imanın gücü değil miydi?Şehitlerin isim levhasında hangi ülkelerden savaşmaya gelmişler dikkatinizi çekti mi hiç? Yukarıda bahsedip bahsedemediğim tüm ülkeler zamanında askeri olarak değil aynı zamanda maddi olarakta bize yardım sağlamışlardır.Bugün türkiye cumhuriyetinin buraya gelmesinde katkıları büyüktür.Türkiye İş bankasının ana sermayesi Hindistandan,Pakistandan,Bangladeşten ,Arakanlı müslümanlardan, (...) gelen paralarla oluşturulmuştur.Oraya gidip savaşamıyorsak ,yardımlarımızı üzerlerinden eksik etmeyeceğiz.Sözümüzü esirgemeyip dünya kamuoyuna sesimizi duyuracağız.Göz görmezse kulak sağır olur,kulak duymazsa kalp duymaz olur.Nerde insanlık ve nerdeyiz biz demenin vakti değil mi?...
Zehra Betül YARDIMCI
Eğer bugün tevrat aynı hali ile kalmış olsa ardından gelen peygamberler yalnızca tevratı daha çok anlatmak ve bozulan insanlığı kendine getirmek amacı ile gönderilirlerdi. Değişim aşikar çünkü aynı kaynaktan gelen dört kitabı bir araya koysak bir çok benzerlik ve yine bir çok fark buluruz.
Bütün bunların yanında Kur’an içinde, onu korumaya söz vermiş yaratanın, bu konuyla ilgili ayetleri var .Günümüzde müslümanlık dininin geldiği boyuta bakarsak buda ispatlayıcı nitelikte doğrusu.Ne kadar nefse ağır gelen kurallar içersede getirdiği hayat düzeni ve manevi rahatlıkla da islam dini dünyaya epey yayılmış durumda.Peki ya yeri ?Müslümanlara bakış?Bu konuda hepimiz kendimize düşen yorum boşluklarını yine kendimizce doldurabiliriz.Ben payımı bakın nasıl değerlendirdim.
11 Eylül saldırıları ve Amerikanın Afganistanla başlayan kanlı özgürlük politikası tekrar tekrar yazılan bir ton senaryoyu hepimiz biliyoruz.Hollywood (büyülü değnek anlamına gelir)sayesinde 11 Eylülden önce Müslümanları az çok tanımıştı dünya.Amerikanın kutsal topraklara olan giriş biletinin bandrolü hükmündeler belkide.
Bir Hidalgo filmi vardır mesela,İslam dininin doğduğu topraklar ve o coğrafyada yaşayan insanlar bir diğer deyişle Arapların ,hep aynı eşgalleri vardır.Gözlerinin önü mordur ,adeta keş gibi.Dişler dişten başka her şeye benzer.Görmemişlik simgesi olarakta o korkunç dişlerin arasında birde altın kaplama olanı görürsünüz.Eller tırnaklar pislik içindedir.Ve kadın düşkünü olurlar.Emirlerinde sayısı yadsınamayacak cariye ve köle olur.Çizgi filmlerde dahi çizilen budur.Ve onların bize anlatmak istediği şekliyle cahil,yobaz,görgüsüz bir topluluk oluşur zihnimizde.Biz bile Arapları çok pis olarak biliriz.Sanki onlar bir zamanların avrupasında sokaklarına pencerelerinden dökülen çok afedersiniz lağım atıkları arasında yaşayan,akıntısız suda, aynı kapta ağız burun temizleyen Avrupalıdan daha kötülermiş gibi.Pislikten üreyen mikroplar tarihte nerelerden çıkmış bakın.Nüfuslarını yarıya indiren hastalıklar.Onlar medeniyeti doğudan gördüler.Ne kadar çabuk ta medenileştiler değil mi?Tüm insanlık onları örnek alıp hayranlık duyuyor.İmrenilmeyecek gibi değil doğrusu(!)
Fakat temizliğin imandan geldiği bilinen İslam çok ince detayları ile işlenmiş olmasına rağmen ,batılının yediği kaba tükürmesi misali, kötü pis olarak tanıtılıyor.Üzerine terörist sıfatı sosu da süper gitti doğrusu.
Oysa İslam aileye ,çevreye ve kendine olan sorumlulukları kişiden önce ona hatırlatacak kadar güzellikte bir din.İmajımızı düzeltmenin yolu nedir bilmem ama şahsımız adına yapmamız gerekenler var biliyorum.
Sözümüzün meclisten dışarı olduğu durumlar var olayların farkında olup bakarak değil de görerek yaşayanlar ,adaletin nasıl yanındalar.Öyle ki hayatlarının tamamen farklılaşacağı bir yola girme kararını rahatça alıp sorumluluğunu üstleniyorlar.Filistinli ailenin evini korumak için İsrail tanklarının önüne geçerek canilerin dikkatini çekmek isteyen ,feci şekilde ezilerek can veren, Amerikalı genç kız gibi…
Irkçılığın olmadığı,geçmişi değil bundan sonrayı sorgulayan bir dine hayran olmamak mümkün mü?Bu konuda objektif olamıyorum üzgünüm.
Daha düne kadar dünya görüşü ile ve insana duyduğu saygı ile budizmi islama yakın görürdüm.Ayrıntıyı göstermeden yine Hollywood bana gizemli meditasyonlarıyla muazzam manzaralarda dünyadan soyutlanan sadece rahatlık ve huzur temsili bir din görüntüsü çizmişti çünkü.Yakınlarımdan boşlukta olup Budizmi kendine yol bilecek insanlarda oldu.İşe yaradığının göstergesidir.
Kadını aşağılayan,öldürmenin basit olduğu sadece ölüyü değil diriyi de rahatça yakan bir din olduğunu nerden bilebilirdim ki?
Evet mevzuyu Mynmara ,Arakanlı müslümanlara getirme çabasındayım.Kendi topraklarında dinleri yüzünden göçebe yaşayan insanlara.Bir benzeri Filistinde var.Bir benzeri çok değil biraz vakit önce Bosna hersek te vardı.Bu gün Suriye de aynı durumda.Ramazan ayını zorluklarla geçiren kardeslerimiz dün kadir gecesinde ve yine birçok şehit verdi.Vazgeçmiyorlar buna rağmen yollarından, nasıl bir iman gücüdür bu?
Canlı canlı yakılanlar,elleri ayakları bağlanarak toplu olarak denize atılıp boğulanlar,gözleri önünde karısı kızına tecavüz edilen,hayvana yapılmayacak eziyet gören insanlar.
Kuş sesi kadar normal gelen bomba sesleri arasında çocuklarını uyutmaya çalışan anne.Bu gün evden çıkıp bir daha kapıdan hiç giremeyecek olan baba.Ve yalnız kalan, hatta yalnız kalamadan ölen çocuklar…
Birleşmiş milletler çaktırmıyor ama bu görüntüler yıllardır var.Dünya barış kurumu öyle güzel çalışıyor ki geçtiğimiz günlerde bir üyesi göz yumamadığı katliamlardan ötürü istifa etmiş.
Arakanda yirmi beş yıldır bu eziyetle yaşamaktaydı.Bugün şükür ki dikkat çekilmeye başlandı Türkiye tarafından.İçleri dolmuş bir şekilde karşıladılar bizi.Ağlamak bu yoğun duyguları aktaracak tek yoldu belki Davutoğluna ve Türkiyeye.
İşin aslı şöyle ki Bosna, Çeçenistan, Kosova, Arakan, Filistin, Afganistan, Irak, Suriye, Azerbaycan ve daha sayamadığım insanlık dramı çerçevelerin altında tek bir etiket var; oda Müslüman olmak.Bu yüzden objektif olamıyorum.Ne çekerlerse çeksinler inançlarından vazgeçmeyen yalnızca Allah’a sığınan din kardeşlerim orada canları için savaş verirken ben oturduğum yerden doğruyu hakkı savunamayacaksam yaşamamın anlamı ne?Bunun din savaşı olduğuna inanıyorum.Onlar olmasaydı savaşın içinde olan biz olurduk.Yanlarında olmamız gerekmez mi? Çanakkaleyi bize döndüren aynı imanın gücü değil miydi?Şehitlerin isim levhasında hangi ülkelerden savaşmaya gelmişler dikkatinizi çekti mi hiç? Yukarıda bahsedip bahsedemediğim tüm ülkeler zamanında askeri olarak değil aynı zamanda maddi olarakta bize yardım sağlamışlardır.Bugün türkiye cumhuriyetinin buraya gelmesinde katkıları büyüktür.Türkiye İş bankasının ana sermayesi Hindistandan,Pakistandan,Bangladeşten ,Arakanlı müslümanlardan, (...) gelen paralarla oluşturulmuştur.Oraya gidip savaşamıyorsak ,yardımlarımızı üzerlerinden eksik etmeyeceğiz.Sözümüzü esirgemeyip dünya kamuoyuna sesimizi duyuracağız.Göz görmezse kulak sağır olur,kulak duymazsa kalp duymaz olur.Nerde insanlık ve nerdeyiz biz demenin vakti değil mi?...
Zehra Betül YARDIMCI


0 yorum:
Yorum Gönder