Kara bulutlarda bir şimşek çaktı,çatlayan yer tohuma kucak açtı.


Çöplükte gül yetişmeye başladı,yağmurlar dindi bir güneş doğuyor...


     not,Tolstoyun diriliş kitabını söylemeden geçmek
mümkün olmadı...

Çoğu zaman düşündüğüm şey bir işin sonudur.Herşeyin sonunu düşünmekse zor ama sürekli yaptığım şeydir.Binlerce olasılık ve olabilecek muhtemel gelecekler.Hepsinin içinden birini seçmek.
    -Kuantum fiziğine göre gözlemle madde yer değiştirdiğinde ve bir mesafe ve zaman kavramından söz edilemediğinden yani her şey bir olasılık olarak görüldüğünden sıralama miktarı , seçim miktarında fazla olduğu zaman  aradaki oran bir alan oluşturur . Bu alan üç boyuttan bu yüzden fazla olmaz . Diğer boyutlar zaman kavramı olarak tek boyuta , beynimiz tarafından  indirgenir . Beynimiz algoritmayı milyonlarca işlemciye dağıtır . Bilgi üç boyutlu seçim uzayı olarak çöker. Fizik yasası bunu böyle yapar. Böylece dizilişin bir sayma (zaman) , seçimin bir kıyas ( Mekan ) olduğunu söyleyebiliriz.-Seçeneklerimiz zaman yaşadıklarımızsa artık mekan demektir.Bütün sonları düşünmek elbette mümkün değildir.Ancak yaşanılacak olayları düşündüğünde bu daha da zorlaşıyor.Olaylar tek bir insan tarafından gerçekleşmiyor çünkü birden fazla insan yani dünya karışıyor.Olası tepkileri hesaplamak bütün bunların arkasından tepkilere nasıl karşılık vereceğini düşünmek o anki duygular ve senin kişiliğinin dışında çevresel faktörlerle değişebilecek ruh halin ve yine farklı etkilerin.Okunduğunda karmaşa gibi gelen bu konu aslında beynimdede karmaşa içinde saniyeler etrafında gerçekleşiyor.Ve hepsi yolunu buluyor.Orda durum daha farklı anlıyacağınız.Sadece bazen düşünüyorum.İç dış kavramların eşit olma durumunu...


Apocalyptica'dan Metallicanın müziklerini dinlemek ayrı bir keyif...Çizim yaparken çektiğim buhranları azaltıyor:)



Halil İbrahim Sofrası
İnsanoğlu haddin bilir kem söz söylemez iken
Elalemin namusuna yan gözle bakmaz iken
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Daha çatal bıçak kaşık icat edilmemişken
İsmail'e inen koç kurban edilmemişken
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası
Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Ağzı açık gözü toklar buyursunlar baş köşeye
Kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye
Nefsine hakim olursan kurulursun tahtına
Çalakaşık saldırırsan ne çıkarsa bahtına
Halat gibi bileğiyle yayla gibi yüreğiyle
Çoluk çocuk geçindirip haram nedir bilmeyenler
Buyurun sizde buyurun
Buyurun dostlar buyurun
Barış der her bir yanın altın gümüş taş olsa
Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok


"İlgilenirseniz böylede bir kitap varmış..."